En basit makarna tarifi nedir ?

Baris

New member
En Basit Makarna Tarifi Nedir? Bir Tencere Makarnanın Bize Anlattığı Hikâye

Geçenlerde mutfakta öyle bir an yaşadım ki, aslında ne kadar basit bir yemeğin insanın zihninde ne kadar büyük bir yere sahip olabileceğini yeniden düşündüm.

Saat akşamın sekizine geliyordu. Buzdolabını açtım; içeride yarım limon, biraz peynir ve ne işe yarayacağını henüz çözemediğim birkaç sebze vardı. Dolabın kapağını kapattım, tekrar açtım. Sanki ikinci kez baktığımda içeride bir yemek belirecekmiş gibi.

Sonra gözüm makarna paketine ilişti.

Tam o sırada telefonum çaldı. Arkadaşım Kerem'di.

“Akşam ne yiyeceksin?” diye sordu.

“Hiçbir fikrim yok.”

“Makarnan var mı?”

“Var.”

“E tamam. Makarna yap.”

O kadar kendinden emindi ki bir an sanki dünyanın bütün yemek problemlerini çözmüş gibi konuşuyordu.

Ama benim kafama başka bir soru takıldı:

Gerçekten en basit makarna tarifi nedir?

Domates sosu mu? Salçalı makarna mı? Peynirli makarna mı? Sarımsaklı mı? Yoksa sadece yağ ve tuzla yapılan o eski, sade yöntem mi?

İşte hikâye tam burada başladı.

Bir Tencere, İki Farklı Bakış Açısı

O akşam mutfakta yalnız değildim. Bir süre sonra arkadaşım Elif de geldi. Ben malzemeleri masaya dizerken Kerem doğrudan tencereyi ocağa koydu.

“Önce suyu kaynatıyoruz,” dedi.

Elif gülümsedi.

“Bir dakika. Kaç kişiyiz?”

“Üç.”

“Peki herkes gerçekten aynı şeyi mi yemek istiyor?”

Kerem durdu.

Ben de güldüm.

Aslında mutfakta küçük bir iş bölümü ortaya çıkmıştı. Kerem doğrudan çözüme gidiyordu. Ne yapılacağını belirliyor, sırayı kuruyor, zamanı hesaplıyordu. Elif ise yemeğin etrafındaki insanları düşünüyordu. Birinin peynir sevip sevmediğini, diğerinin çok tuzlu yiyemediğini, benim de bütün gün doğru düzgün yemek yemediğimi fark etmişti.

Bu noktada şunu özellikle söylemek gerekir: Erkekler mutlaka çözüm odaklı, kadınlar mutlaka empatik değildir. Böyle bir ayrım gerçek hayattaki insan çeşitliliğini açıklamaya yetmez. Bizim üç kişilik mutfakta gördüğümüz şey cinsiyetten çok farklı düşünme biçimleriydi. Kerem'in stratejik yaklaşımı ile Elif'in ilişkisel yaklaşımı birbirini tamamlıyordu.

Bence iyi bir mutfak da zaten böyle çalışıyor.

Biri “Nasıl yapacağız?” diye soruyor.

Diğeri “Kimin için yapıyoruz?” diye hatırlatıyor.

Sonuçta ortaya daha iyi bir yemek çıkıyor.

En Basit Makarna İçin Gerçekten Neye İhtiyacımız Var?

Kerem dolaptan makarnayı çıkardı.

“Bence olayı fazla büyütmeyelim,” dedi.

Haklıydı.

En basit makarna için temel olarak şunlar yeterli:



  • []Makarna

    []Su

    []Tuz

    []Bir miktar tereyağı veya zeytinyağı
İsterseniz üzerine karabiber veya peynir ekleyebilirsiniz. Ama bunlar temel tarifin zorunlu parçaları değil.

İşin ilginç tarafı şu: Bugün bize son derece sıradan gelen makarna pişirme yöntemi, aslında tarihsel olarak o kadar da “kendiliğinden” oluşmuş bir alışkanlık değil.

Makarna tarihine baktığımızda, farklı coğrafyalarda un ve su temelli hamur yemeklerinin çok eski örneklerine rastlanıyor. Sicilya'da 12. yüzyılda coğrafyacı Muhammed el-İdrisî'nin kuru, iplik biçimli makarnadan söz etmesi özellikle dikkat çekici. Sicilya'nın buğday üretimi, değirmenleri ve Akdeniz ticaret yolları, kuru makarnanın saklanabilir ve taşınabilir bir yiyecek olarak yayılmasına yardımcı olmuştu.

Treccani

+1

Yani bugün “Dolapta makarna var, neyse ki aç kalmayacağız” diye düşündüğümüz yiyecek, geçmişte yalnızca lezzet meselesi değildi.

Saklanabilmesi önemliydi.

Taşınabilmesi önemliydi.

Uzun süre dayanması önemliydi.

Bir bakıma makarna, mutfaktaki pratik zekânın ürünlerinden biriydi.

Kerem'in Stratejisi: Önce Suyu Kaynat

Kerem ocağın altını açtı.

“Şimdi en önemli şey,” dedi, “makarnayı suya atmadan önce suyu iyice kaynatmak.”

Büyük bir tencereye su koyduk.

Su kaynamaya başladığında tuz ekledik. İtalyan tarzı kuru makarnada tuzun pişirme suyuna eklenmesi yaygın bir uygulamadır; makarnanın kendisi genellikle tuzsuz olduğundan, su hem tatlandırma hem de pişirme sürecinin önemli bir parçasıdır.

Vikipedi

Makarnayı suya bıraktık.

Ve beklemeye başladık.

İşte çoğu insanın “en basit makarna” tarifinde atladığı küçük ayrıntı burada ortaya çıkıyor:

Paket üzerindeki pişirme süresi bir başlangıç noktasıdır; son kararı damak verir.

Makarnadan bir parça alıp tadına bakabilirsiniz. Hafif diri, yani İtalyanların “al dente” dediği kıvamı seviyorsanız fazla yumuşatmadan ocaktan alabilirsiniz.

Kerem saati kontrol ediyordu.

Elif ise masayı hazırlıyordu.

Ben de makarnanın başında bekliyordum.

Üçümüz de aynı yemeği yapıyorduk ama üç farklı işle meşguldük.

Ve garip şekilde bu küçük mutfak sahnesi bana hayatın kendisini hatırlattı.

Bazı insanlar plan yapar.

Bazıları insanları düşünür.

Bazıları da ikisinin arasında durup “Acaba bu yemek ne zaman olacak?” diye sorar.

Makarna Suyunun Küçük Sırrı

Makarnayı süzmeden hemen önce Kerem elini kaldırdı.

“Dur. Suyundan biraz ayır.”

“Neden?” diye sordum.

“Sonra lazım olabilir.”

İşte stratejik yaklaşım yine ortaya çıkmıştı.

Bir bardak kadar makarna suyunu ayırdık.

Bu suyun işe yarayan tarafı, makarnadan gelen nişastayı içermesi. Sosla makarnayı birleştirirken küçük miktarda kullanılabilir; özellikle yağ, peynir veya başka bir sosla makarnanın daha bütünleşmiş bir kıvam almasına yardımcı olabilir. Makarna suyunun nişastasının sosu bağlamaya yardımcı olduğu mutfak uygulamalarında sıkça vurgulanıyor.

Food Network

Ama bizim tarifimiz o kadar basitti ki sos hazırlamıyorduk.
 
Üst